İÇİMİZDEKİ O ÇIĞLIK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
İÇİMİZDEKİ O ÇIĞLIK

Ne Zaman Bağıracağız?


​Modern hayatın bize öğrettiği en büyük kural nedir bilir misiniz? "Sakin kal, gülümse ve devam et."
​Her gün kalabalıkların içine karışıyoruz. Trafikte bekliyoruz, kuyruklarda sabrediyoruz, iş yerinde nezaketimizi bozmuyoruz, dükkânımızda gelen müşteriyi tebessümle karşılıyoruz. Ama içimizde bir yerlerde, derinlerde bir fırtına birikiyor. Bazen öyle bir an geliyor ki; her şeyi bırakıp, kimsenin olmadığı bir uçurum kenarına ya da uçsuz bucaksız bir denizin kıyısına gidip, ciğerlerimiz sökülürcesine bağırmak istiyoruz.
​Avazımız Çıktığı Kadar...
 

​Neden mi? 
Çünkü dünya bazen çok ağır geliyor. Kelimelerle anlatamadığımız, cümlelere sığdıramadığımız birikmişliklerimiz var. Hayal kırıklıkları, ertelenmiş hayaller, yutulmuş "keşke"ler ve söylenmemiş "hayır"lar... Hepsi birleşip boğazımızda bir yumruya dönüşüyor. O yumruyu çözmenin tek yolu, o meşhur "içimizdeki çığlığı" dışarı salmak.
​Aslında o haykırmak istediğimiz şey sadece bir ses değil; bir özgürleşme ilanıdır. "Buradayım, yoruldum, hissediyorum ve hala hayattayım!" demenin en ilkel, en saf halidir.
​Maskelerin Altındaki Fırtına

Sokakta yürürken yanınızdan geçen o sessiz sakin adama, gülümseyerek kahvesini içen o kadına bakın. Kim bilir kaçıncı çığlığını yuttu o sabah? Kaçıncı kez "iyiyim" derken içinden fırtınalar koptu? İnsanlar yalnız kalmak istiyor çünkü sadece yalnızken maskelerimizi indirebiliyoruz. Sadece kimse duymadığında kendimize karşı dürüst olabiliyoruz.
​Bağırmak, sadece bir öfke patlaması değildir. Bazen bir arınmadır. Tıpkı bir yağmur öncesi biriken o ağır bulutların, bir gök gürültüsüyle boşalması gibi... O çığlık dışarı çıktığında, yerini derin bir sessizliğe ve garip bir huzura bırakır.
​Çığlığı Sanata Dönüştürmek
 

​Eğer o ses dışarı çıkamazsa, bizi içten içe kemirmeye başlar. Kimi bu çığlığı bir spor salonunda ter atarak dışarı çıkarır, kimi bir kâğıda kelimeler dökerek, kimi de bir parça zeytin odununu yontarak... Ama hepimiz o enerjiyi bir şekilde tahliye etmek zorundayız.
​Belki de bu yazıyı okuyan siz, şu an tam o noktadasınız. İçinizden bir yerlerden o ses yükseliyor. Şunu bilin ki; yalnız değilsiniz. Hepimiz aynı sessiz koroda, kendi sıramızı bekleyen solistleriz.
 

​Eğer bir gün imkânınız olursa, gerçekten gidin o uzak tepelere. Denizin o en gürültülü dalgasına eşlik edin sesinizle. Avazınız çıktığı kadar bağırın. Kimse için değil, sadece kendiniz için. Çünkü bazen ruhun iyileşmesi için gereken tek ilaç, o sessizliği yırtan bir haykırıştır.
​Bağırmaktan korkmayın; asıl içinizdeki o sesin susmasından korkun.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız