Köyceğiz Yanarken Biz Neye Alkış Tutuyoruz?
Güneş her yıl biraz daha yakıyor. Ormanlar biraz daha sessizleşiyor. Koylar biraz daha kirleniyor. Yazın tadını çıkarırken; doğayı, sağlığımızı ve toplumsal sorumluluğumuzu ne kadar koruyabiliyoruz? Yoksa Köyceğiz'in eşsiz güzelliği gözlerimizin önünde değişirken, biz sadece seyredip alkışlayanlardan mı oluyoruz?
Havalar iyice ısındı. Okullar kapanmak üzere. Sınav maratonunun yorgunluğunu atan öğrenciler çoktan tatil planları yapmaya başladı bile. Kimileri mezuniyet heyecanı yaşıyor, kimileri üniversite hayalleri kuruyor. Aileler ise bir yandan çocuklarının başarısıyla gurur duyarken, diğer yandan "Bir yaz daha başladı" demenin tatlı telaşını yaşıyor.
Köyceğizliler için yaz demek, evde oturmak değildir. Her fırsatta denize gitmek, yeni bir koy keşfetmek, sabahın erken saatlerinde yola düşmek demektir. Ekincik'in mavisine bakıp huzur bulmak, Dalyan'ın esintisini içine çekmek, Sultaniye'nin şifalı sularında dinlenmek demektir.
Ve elbette sıcaklardan bunalanların vazgeçilmezi Yuvarlakçay…
Buz gibi suların sesi, ağaçların gölgesi, dostlarla edilen uzun sohbetler... Yazın en güzel kaçış noktalarından biridir orası. Ancak yazın güzelliğine kendimizi kaptırırken, bazen en önemli şeyi unutuyoruz: Sağlığımızı.
Güneş artık eskisinden daha yakıcı. Öğle saatlerinde saatlerce güneş altında kalmak, yeterince su içmemek, "Bana bir şey olmaz." diyerek tedbirsiz davranmak, özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi riskler oluşturuyor.
Sosyal medyada kusursuz bronz tenler paylaşılırken, güneş çarpması nedeniyle hastanelere başvuranların sayısı da artıyor. Daha çok eğlenmek isterken, bazen en temel sorumluluğumuzu; kendimize ve sevdiklerimize karşı duyduğumuz özeni ihmal ediyoruz.
Bir başka konu daha var ki, belki de en önemlisi…
Doğayı bizden sonraki nesillere nasıl bırakacağız?
Keşfettiğimiz koylarda geride bıraktığımız çöpler, ormanlık alanlarda söndürmeden attığımız sigaralar, "Bir kereden ne olur?" diye düşündüğümüz küçük ihmaller, aslında büyük felaketlerin habercisi olabiliyor.
Yaz; sadece eğlenmek değildir.
Yaz, doğaya saygı duymaktır.
Yaz, çocuklarımızın güvenle denize girebildiği, gençlerin özgürce hayal kurabildiği, büyüklerin huzurla nefes alabildiği bir yaşamı korumaktır.
Bu yüzden bu yaz sadece valizimizi hazırlamayalım.
Şapkamızı, güneş kremimizi, suyumuzu yanımıza alalım.
Ama en önemlisi; duyarlılığımızı, sorumluluk bilincimizi ve yaşadığımız bu güzel coğrafyaya olan sevgimizi de yanımıza alalım.
Çünkü Köyceğiz'in en güzel yanı sadece mavisi ya da yeşili değil…
Onu seven insanların hâlâ burada yaşıyor olmasıdır.
Ve belki de asıl soru şudur:
Yaz geldi de, biz neyi kaybettik?
Umarım cevabımız;
“Duyarlılığımızı değil.”
olur.