Ruj İzi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Ruj İzi

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Güneş aynı yerden doğmayacak, kuşlar o bildik neşesiyle ötmeyecek. Yarın sabah işe giderken o eski heyecan kapının eşiğinde asılı kalacak. Hayatın gürültüsü içinde benimle o amansız kavgalara girişecek, haksızlığa karşı sesini yükseltecek birileri olmayacak artık. O öfkeli, o şiddetli, o siyah ve uzun saçlar bir daha rüzgârda savrulmayacak… İnsanoğlu, zaman zaman kendi duygularının en sadık esiri oluyor. Bazen bir duygu öyle bir şiddetle çarpıyor ki göğüs kafesimize; tüm sorumlulukları, dünyevi dertleri bir kenara bırakıp sadece o sızının içinde nefes almaya çalışıyoruz.

Bazı vedalar yüksek sesli olmaz. Kapılar çarpılmaz, valizler gürültüyle toplanmaz. Bazen bir gidişten geriye kalan tek şey; bir fincanın kenarında ya da beyaz bir kâğıtta bırakılmış, soğuk ama mağrur bir ruj izidir. Ruj, bir kadın için sadece bir makyaj malzemesi değildir; hayata karşı çekilmiş bir sınırdır. En sert kavgalara girmeden önce kuşanılan bir zırh, en büyük fırtınalarda “ayaktayım” demenin estetik bir yoludur. Ama o rujun bıraktığı iz… İşte o, bir kadının imzasından çok daha fazlasıdır.

Aşk ve sevgi öyle güçlüdür ki; gitmek ya da kalmak bu hükmün yanında bazen sadece birer teknik detay gibi kalır. Çünkü biliyorum ki; giden de kalan da aynı yangının farklı odalarında acı çeker. Üstelik ben sadece bir ilişkinin sonlanmasından bahsetmiyorum; ebediyete gitmek de farksız sonuçta… İnsanoğlunun en büyük sınavıdır sevdiklerini kaybetmek. Bazıları yaşamaya devam ederken kaybolur hayatımızdan, bazıları ise gerçekten öbür dünyaya uğurlanır. Kalan için ikisi de aynı sessizlikte birleşir; gidenin artık bir daha gelmeyeceği gerçeği, bir mühür gibi basılır zamana.

Ayrılık üzerine binlerce şarkı yazıldı, milyonlarca dize döküldü kâğıtlara. Ama kimse o ilk sessizliğin, o boşluğun ağırlığını tam olarak tarif edemedi. Ayrılık, zihnin yediği en büyük "goldür." İnsan beklediği fırtınalara bir şekilde göğüs gerer de, en güvendiği limanda gemisinin batmasını bir türlü kabullenemez. O siyah ve uzun saçlı kadını hatırlayın. O duygularının şiddetinde kaybolan kadını… Gitmeden önce aynaya bakıp o kırmızıyı sürdüğünde, aslında bir devrin kapandığını ilan ediyordur. Kalan için o iz, zihne atılmış bir darbedir. Bir daha asla silinmeyecek, ne kadar yıkasan da ruhun o köşesinde hep kalacak bir lekedir. İnsan bazen o izi silmeye kıyamaz, bazen de o izi gördükçe kendi içinde batar.

Bazen "imkânsız aşk" dediğimiz şeye o kadar sıkı sarılırız ki, aslında aşka değil o imkânsızlığın kendisine âşık olduğumuzu fark etmeyiz. Ulaşamadığımız her şey zihnimizde devleşir. Psikolojide buna "eksik olanı tamamlama çabası" deriz. Oysa gerçek aşk; engellerin ardında hayal kurmak değil, yan yana yürümek, aynı rüzgâra karşı durmaktır. Tek taraflı ya da engellerle örülü bir hayal, bir süre sonra sevgi değil, bir zihin hapishanesine dönüşür.

Bilimsel olarak bakarsak, ayrılık acısı beyinde fiziksel bir acıyla aynı bölgeleri uyarır. Yani canımız yandığında "Kalbim sızlıyor" demek sadece edebiyat değil, biyolojik bir gerçektir. Beyin, o alışık olduğu mutluluk hormonundan bir anda mahrum kalınca, bir bağımlının yoksunluk krizine girmesi gibi tepki verir. Gidenin ardından çekilen o sancı, aslında zihnin eski alışkanlıklarına duyduğu açlıktır.

Ruj izi, aslında bir aidiyetin mezar taşıdır. Bir zamanlar var olan bir sıcaklığın, şimdi sadece soğumuş bir nesnenin üzerinde kalmış gölgesidir. Nesne gitse de izi kalır ve o iz, bazen gerçeklikten daha çok acıtır. İmkânsız aşklar da böyledir işte; elinde tutamazsın ama ruhunda bıraktığı o kırmızı lekeyle yaşamayı öğrenirsin. Gidenin ise kendince sebepleri vardır; kimsenin bazen bilemediği, empati kuramadığı o kuytu gerekçeler... Bu yüzden bazen, gidenin gidişine de kalanın sessizliğine de sadece saygı göstermek gerekir.

O halde kendinize bir iyilik yapın: Gitmesi gerekenin elini bırakın ki, gelmesi gereken için avuçlarınız boş kalsın. Leke çıkar belki ama anısı, o ilk sabahın heyecanı gibi hep orada kalacaktır.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız