Cittàslow’un Doğduğu Yer: Greve in Chianti
Toskana’nın taş evleri, üzüm bağları ve rüzgârla örülmüş sokakları arasında, zamanın ritmi yavaşça atan bir kasaba.
Toskana’nın yamaçlarında, sabahın ilk ışığı üzüm bağlarının arasından süzülürken, taş döşeli sokakları ve kiremit çatılı evleriyle Greve in Chianti, yüzyıllardır kendi zamanını kendi ritminde yaşıyor; öyle bir ritim ki, insanın aceleci nefesi bile yavaşlamak zorunda kalıyor, çünkü rüzgâr, taş duvarlarda yankılanan fısıltılarla ve zeytinliklerin arasından süzülen melodiyle, geçmişin ve bugünün arasındaki sessiz diyalogu bozmuyor. Taşlarla örülmüş Piazza Matteotti’nin ortasında, üçgen taşların arasından geçmişin sessizliği yükseliyor; pencerelerden sarkan çiçekler rüzgârla birlikte eski hikayeler anlatıyor.
Bağların arasında, sabah ışığının altın narinliğiyle süzüldüğü yollarda yürürken, insan yalnızca kasabanın taşlarını ve çatılarının gölgelerini değil, yüzyılların sessizliğini, bağların kokusunu ve rüzgârın dilinde saklı küçük sırları da hissediyor. Her taşın ve her sokağın ardında bir öykü saklı; öyle ki bazen bir pencerenin perdesi hafifçe dalgalandığında, insana geçmişin bir anlığına geri döndüğünü fısıldıyor ve zaman, burada sadece akar gibi görünür; gerçekte ise insanın içindeki aceleci saatleri bir bir çözerek, yavaşlamayı öğretiyor.

Cafélerin önünde, masalarda biriken kahkahalar, rüzgârla karışıp taş sokaklarda birer melodiye dönüşüyor. Sepetlerdeki taze ürünler, asmaların arasından sarkan salkımlar ve zeytinlerin gri-yeşil tonları, kasabanın ritmini tamamlayan renkler ve dokular hâline geliyor; adeta doğa, taşlar ve insanlar, kendi aralarında bir konser veriyor, insan sadece bir dinleyici olarak var oluyor. Ve işte tam bu noktada, Greve in Chianti yalnızca taşlardan, bağlardan ve kiremit çatılardan ibaret bir kasaba olmaktan çıkıyor; burada yavaşlık, doğayla uyum ve insan ritmi bir yaşam felsefesine dönüşüyor; yaşamın kendisi, bir şiir gibi, usulca ve derinlemesine okunuyor.
Her akşamüstü, bağların üstüne çöken altın ışıkla birlikte, kasaba kendi öyküsünü fısıldıyor: sabahın telaşsızlığı, öğleden sonra kahveleri, akşamüstü şarap yudumları ve gecenin serinliğinde taş evlerin gölgelerinde yankılanan sohbetler… hepsi bir bütün olarak, yavaşlığın ve doğayla uyumun hikayesini kuruyor.
İşte Cittàslow’un ilk kıvılcımı burada çakıldı; modern dünyanın hızlı ritmine inat, Greve in Chianti kendi ritmini korudu ve dünyanın dört bir yanındaki sakin şehirler için bir ilham kaynağı oldu.
Ve belki de bu masalsı öykünün yankısı, kendi topraklarımızda da duyuldu; Köyceğiz de, tıpkı Greve in Chianti gibi, yavaş yaşamı, doğayla uyumu ve insan ritmini kutsayan bir şehir olarak Cittàslow ailesine katıldı.
"Fammela dormire nel tuo cuore, o Cittàslow, dove il tempo si piega e l’anima trova la sua pace."
(“Beni kalbinde uyut, ey Cittàslow, zamanın eğildiği ve ruhun huzurunu bulduğu yerde.”)