Yangınlar Kader mi, İhmal mi?

YAYINLAMA:
Yangınlar Kader mi, İhmal mi?

Ormanlar Yanmadan Önce Biz Neredeyiz?"

Her yaz aynı acıyı yaşıyoruz. Küllere dönen ormanlar, yok olan canlılar ve geride kalan tarifsiz bir sessizlik… Oysa pek çok yangın, kaderin değil; ihmalin, dikkatsizliğin ve yetersiz toplumsal farkındalığın sonucudur. Asıl mücadele, alevler yükseldiğinde değil; o ilk kıvılcım oluşmadan önce başlar.

Yaz mevsimiyle birlikte yalnızca hava sıcaklıkları değil, yüreğimizdeki endişe de yükseliyor. Ülkemizin dört bir yanından yükselen dumanlar, kaybettiğimiz her ağacın, her canlının ve her nefesin aslında geleceğimizden eksilen bir parça olduğunu hatırlatıyor. Peki, bu tabloyu sadece üzüntüyle izlemek yeterli mi? Yoksa artık cesaretle şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi: Yangınlar gerçekten kader mi, yoksa önlenebilir ihmallerin acı sonucu mu? 

Toplum olarak hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Ormanlık alanlarda sigara izmariti atmamak, ateş yakmamak, cam şişe ve yanıcı atıkları doğada bırakmamak ve en küçük dumanı bile vakit kaybetmeden yetkililere bildirmek, alınabilecek en basit ama en etkili önlemler arasındadır.

Ancak mesele sadece kurallara uymak değildir. Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, orman bilincidir. Çünkü doğayı seven insan, ona zarar vermez. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren çevre sevgisini aşılamak, geleceğin en güçlü yangın önleme projesidir.

Bugün yanan her orman, aslında bize önemli bir mesaj veriyor: Doğa bize ait değil; biz doğaya aitiz. Onu korumak yalnızca devletin ya da ekiplerin görevi değildir. Bu, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Unutmayalım; bir kıvılcımı söndürmek kolaydır, ama küle dönen bir ormanı geri getirmek neredeyse imkânsızdır.

 

 

 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız