Köyceğiz 'de Bir Selamın Bedeli Bir Kap Su mu Olmalı?
Bir Selamın Bedeli Bir Kap Su mu Olmalı?
Köyceğiz’e geldiğim günden beri bu coğrafyanın ruhuna, gölün durgunluğuna ve narenciye kokulu sokaklarına hayran kaldım. Ancak bu güzelliğin içinde, sessizce büyüyen ve beni hayrete düşüren bir ayrışmaya şahitlik ediyorum: Hayvanseverlik üzerinden bölünen gönüller.
Sokaklardaki Sessiz Paydaşlarımız
Bir yanda kapısının önüne bir kap su koyduğu için huzur bulanlar, diğer yanda bu canları "gereksiz" birer yük olarak görenler... İşin acı tarafı, bu görüş ayrılığının sadece bir fikir çatışması olarak kalmayıp; komşuluk hukukuna, selamlaşmaya, hatta insan ilişkilerinin temelindeki o kadim nezakete gölge düşürmesi.
Bir kediye verilen bir lokma mama veya bir köpeğin başını okşamak, nasıl olur da yılların komşuluk selamını kesebilecek bir "suç" haline dönüşebilir?
"Gereksiz" Dediğimiz Nedir?
Sokaktaki canlara "gereksiz" gözüyle bakmak, aslında doğanın dengesine ve yaşamın kendisine bir mesafe koymaktır. Köyceğiz gibi doğayla iç içe bir yerde, tabiatın bir parçası olan hayvanları hayatın dışına itmeye çalışmak; gölü susuz, ağacı kuşsuz hayal etmek gibidir.
- Hoşgörü Kültürü: Bizler farklı düşünebiliriz; kimimiz evinde pati izi istemeyebilir, kimimiz ise onlarsız bir hayat düşünemez. Ancak bu farklılık, birbirimizin yüzüne bakmamıza engel olmamalıdır.
- Merhamet Ortak Paydası: Bir canlıya duyulan merhamet, insana duyulan saygının da teminatıdır. Kapısındaki köpeği sevmeyenle selamı kesmek, aslında mahalle kültürümüzün o nahif yapısını zedelemektir.
Köyceğiz'in sokakları hepimize yetecek kadar geniş. Bir kap su, bir selamı alıp götürmemeli; aksine, yaşamı paylaştığımızın bir kanıtı olmalı. Unutmayalım ki; doğayı, hayvanı ve insanı birbirinden ayırdığımızda, geriye sadece o meşhur Köyceğiz huzurunun gölgesi kalır.
