25 Şubat 2026
YAZARLAR

Günaydın Köyceğiz: Portakal Çiçeği mi, Yoksa Nemli Bir Kucaklaşma mı?

YAYINLAMA:
Günaydın Köyceğiz: Portakal Çiçeği mi, Yoksa Nemli Bir Kucaklaşma mı?

Köyceğiz’in sakinlerine, gezginlerine ve bir köşede huzur ararken yanlışlıkla rutubete çarpanlarına kocaman bir günaydın!

​Sabah saat 07:00. Köyceğiz’de uyanmak demek, pencereyi açtığınızda içeri giren o meşhur "turunçgil kokulu nem" ile samimi bir bağ kurmak demektir. Öyle bir nem ki bu; sadece ciğerlerinize dolmuyor, adeta üzerinize "Hayırlı sabahlar" diye yazılmış ıslak bir battaniye örtüyor. Saçlarınızın fönü daha sokağa çıkmadan vedalaşıyor, ama olsun; burası "Sakin Şehir" (Cittaslow). Saçınızın kabarması bile doğaya bir başkaldırıdır burada!

​Göl Kenarı Diplomasisi

​Sabah yürüyüşü için kordona indiğinizde, Köyceğiz’in asıl sahipleriyle karşılaşırsınız: Kazlar. Bu arkadaşlar, kasabanın resmi protokol memurları gibidirler. Eğer yanınızda gevrek (burada simit demeyelim, çarpılırız) yoksa size bakışları, vergi dairesindeki memur sertliğindedir. Onlarla göz teması kurarken dikkatli olun; zira bir Köyceğiz kazı, mahallenin muhtarından daha fazla otoriteye sahiptir.

​"Bir Ara Yaparız" Felsefesi

​Köyceğiz’de günaydın demek, aslında bir yavaşlık taahhüdüdür.

​Acelesi olan: Muğla makasına gitmiştir.

​Huzuru olan: Göl kenarında çayının gelmesini bekliyordur.

​Burada zaman, dünyanın geri kalanından farklı akar. Eğer bir usta size "Yarın sabah gelip bakacağım" dediyse, o "yarın" aslında metafiziksel bir kavramdır. O yüzden sabah kahvenizi yudumlarken saate bakmayı bırakın. Zaten saat kulesi de muhtemelen size "Ne acelen var evlat, bak göl yerinde duruyor" diyordur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *