Köyceğiz Pazarı’nda Bir Maydanoz Diplomasisi
Pazara gitmek benim için sadece alışveriş değil, bir nevi "hayatta kalma ve pazarlık sanatları" festivalidir. Geçen gün bizim meşhur Köyceğiz pazarına daldım. Hedefim belli, menü belli: Şöyle taptaze bir demet maydanoz alıp çıkacağım.
Gözüme bir teyzeyi kestirdim. Önünde dağ gibi yeşillikler, sanki bahçeyi komple söküp tezgaha yığmış.
— "Teyze, şu maydanoz ne kadar?" dedim.
— "30 lira evladım," dedi.
Şöyle bir durdum. 30 lira? Alt tarafı maydanoz değil mi bu, içine çeyrek altın mı gizlediniz? Dedim ki; “Teyze gözünü seveyim ne yaptın? Sen bana şunu şöyle 'güzelliğinden' uygun bir fiyata ver, ben alıp gideyim, senin de tezgahın azalsın, erkenden evine git, ayaklarını uzatıp çayını iç.”
Teyzemdeki dik duruşu görmeniz lazım. Sanırsınız maydanoz değil, İngiliz Kraliyet Bahçesi'nden özel mühürlü mahsul satıyor.
— "Olmaz!" dedi. “Biz bunları bahçeden kendi elimizle, tek tek topluyoruz. Emeği var bunun.”
E, ben de altta kalır mıyım? Hemen Köyceğiz usulü "mantıklı" argümanımı masaya sürdüm:
— “Teyzeciğim, ben şimdi senin o bahçeye girsem, bunları kendim toplamaya kalksam bana kızarsın, 'Hırsız var!' diye mahalleyi ayağa kaldırırsın. Madem öyle, söyle bahçe nerede? Gideyim ben toplayayım, senin elin yorulmasın!”
Bekliyorum ki teyze gülsün, "Aman evladım gel al bari 20 olsun" desin. Ama teyze profesyonel. Hiç istifini bozmadan, gözümün içine bakıp:
— "Gel topla evladım, yerimiz belli," dedi.
Ama fiyat? Tek kuruş inmedi! O maydanoz hala 30 lira, teyzenin inadı ise paha biçilemez.
Sonuç mu? Tabii ki maydanozu orada bıraktım. Köşe yazarıyız dediysek, ekonomiden de anlamıyoruz demedik! Doğru marketin yolunu tuttum. Marketin kliması altında, etiketiyle sakin sakin duran maydanoz hem daha uygundu hem de benimle pazarlık yapıp tansiyonumu fırlatmadı.
Köyceğiz pazarı güzel, havası mis ama o "el emeği" dedikleri şey bazen öyle bir bütçeyi deliyor ki, insan bahçeye girmeyi gerçekten ciddi ciddi düşünmeye başlıyor. Teyze, bir dahaki sefere konum at, ben eldivenlerimi alıp geliyorum!