Köyceğiz’in Büyük Gizemi: Kayıp Ekmek Kadayıfı
Ramazan gelmiş, sofralar kurulmuş, pideler sıcacık... İnsanın canı şöyle bol kaymaklı, şerbeti tam kıvamında, çatalı vurduğunda "puf" diye dağılan bir Ekmek Kadayıfı çekiyor. Ama Köyceğiz’de durum biraz karışık.
Hangi pastaneye girsen sahne hep aynı:
— "Usta, ekmek kadayıfı var mı?"
Usta sanki benden yasaklı bir madde istemişim gibi etrafı süzüyor:
— "Valla abi, o buralarda pek yetişmez..."
Yetişmez mi? Alt tarafı un, şeker, su! Ama yok. Sanırsın Ekmek Kadayıfı sadece yüksek rakımlı yaylalarda yetişen, endemik bir bitki türü.
Arama Kurtarma Çalışmaları Başlıyor
Göl kenarına iniyorum, ördeklere sorasım geliyor: "Siz yüzerken hiç kıyıya vuran bir tepsi gördünüz mü?" yok. Pazar yerine gidiyorum, portakalın, limonun envai çeşidi var ama o heybetli, devasa ekmek kadayıfı dilimlerinden eser yok.
Hatta bir ara fırıncıya yaklaştım, fısıldayarak sordum:
— "Hafız, gizli bölmede falan sakladığın bir tepsi var mı?"
Adam bana öyle bir baktı ki, sanırsın define haritası sordum. "Abi" dedi, "Güllaç vereyim, Kemalpaşa vereyim, istersen lokma dökeyim ama o dediğin bu topraklara uğramaz."
Neden Yok?
Belki de Köyceğiz’in o meşhur nemi kadayıfın fıtratına aykırı? Belki de Ekmek Kadayıfı "Cittaslow" (Sakin Şehir) kriterlerine fazla ağır geldiği için vize alamadı? Ya da kaymaklı kadayıfın o muazzam ağırlığı, göl üzerindeki sandalları batırır diye bir şehir efsanesi mi var, çözemedik.
Şu an tek çaremiz kaldı: Arabaya binip, tabelalarda "Ekmek Kadayıfı" görene kadar sürmek. Muhtemelen Afyon sınırına kadar gideceğiz ama olsun, o şerbetli vuslat için değer!
Sonuç: Köyceğiz’de her şey tamam; göl şahane, hava mis, insanlar on numara... Ama bir dilim ekmek kadayıfı için gerekirse miting düzenleyeceğiz. Duy sesimizi ey pastacılar! Ramazan bitmeden o tepsiler dükkanlara girecek!
Bu dramı paylaştığın iyi oldu, belki bir pastacı okur da gaza gelir!