Köyceğiz'de Sokaklar Sessizce Eksiliyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Köyceğiz'de Sokaklar Sessizce Eksiliyor

Bazen bir yere ait olmak, sadece o toprağın suyunu içmek ya da havasını solumak değildir; o toprağın kederine de ortak olmaktır. Büyük şehirlerin ışıltılı caddelerinden, "kendini bulma" masallarından sıyrılıp bu topraklara geldiğimde, hayatın hiç anlatılmayan o sert yüzüyle tanıştım.

​Son zamanlarda gökyüzü her zamankinden daha ağır. Havalar bir değişiyor, bir soğuyor ve biz burada, Köyceğiz’in o güzelim sokaklarında sessiz bir savaşı kaybediyoruz. Bağ kurduğum, gözünün içine bakıp "iyileşeceksin" dediğim dostlarım birer birer gidiyor. Avuçlarımda kalan sadece o hüzünlü boşluk ve bitmek bilmeyen bir çaba...

"Bugün ne giysem?" sorusunun yerini, "Bugün hangisi yedi, hangisi nefes alıyor?" sorusu aldığında dünya değişiyor.

​İnsanlar dışarıda modadan, gidilecek yeni mekanlardan, kişisel bakımdan ya da "kendini gerçekleştirmekten" bahsederken; ben cebimde mama paketleri, elimde bir şırınga, aklımda ise dünkü o halsiz sarmanla kalakalıyorum. Bir fincan kahvenin kokusu bile bazen suçluluk duygusu gibi genzi yakıyor. O kahveyi huzurla yudumlamak varken, zihnin hep o sokak köşesinde, o ağaç dibinde kalıyor.

​Kendi hayatını merkeze koyan o modern dünya düzeni, burada, doğanın kucağında bir illüzyon gibi dağılıp gidiyor. Kaygı, şık bir ayakkabının ayağını sıkması değil; bir canın daha "yok" olması haline geliyor.

​Biliyorum, bazen çok yorucu. Bazen "neden bu kadar çok hissediyorum?" diye soruyor insan kendine. Ama sonra bir tanesi gelip eline başını koyduğunda, o hüzünlü acı yerini derin bir bağa bırakıyor. Biz bu toprakların sadece güzelliğine değil, zorluğuna da imza attık.

​Çünkü hayat, sadece bizim aynadaki yansımamızdan ibaret değil; o aynanın arkasındaki karanlıkta, yardım bekleyen bir çift gözde gizli.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız