Köyceğiz Üretiyor Ama Neden Kazanamıyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Köyceğiz Üretiyor Ama Neden Kazanamıyor?

Köyceğiz Üretiyor Ama Neden Kazanamıyor?

Köyceğiz’in toprağı bereketli. Portakalı kokusuyla kendini belli eder, mandalinası dalında güneşi taşır. Ancak bugün yüzleşmemiz gereken acı bir gerçek var: Köyceğiz üretiyor, fakat kazanan çoğu zaman Köyceğiz olmuyor.

Geçtiğimiz gün CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan’ın Hamitköy, Zaferler ve Döğüşbelen mahallelerinde narenciye üreticileriyle bir araya gelmesi bu yüzden çok kıymetliydi. Bahçelerde yapılan saha incelemeleri, yıllardır bildiğimiz ama yüksek sesle söylemekten kaçındığımız gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu. Portakal tarlada ortalama 10 TL. Girdi maliyetleri sürekli artarken, satış fiyatı yerinde sayıyor. Aradaki fark ise üreticinin sırtına yük oluyor. Bir ilçenin kaderi tarlada başlar, masada şekillenir. Sabah gün doğmadan tarlasına giren üreticinin kazancı, büyük şehirdeki toptancının insafına bırakılamaz. Bu tabloyu artık “normal” kabul edemeyiz.

Sorun Üretimde Değil, Değer Zincirinde

Köyceğiz üreticisi en kaliteli ürünüler yetiştiriyor. Ancak sorunumuz vizyon eksikliğinde yatıyor. Ürünümüzü ham halde, markasız, katma değersiz ve son tüketiciyle bağ kurmadan satıyoruz. Kamyonlara yüklenen ürünlerimiz büyük şehirlere gidiyor, halden geçiyor ve raflara isimsiz giriyor. Aynı portakal; dalında üreticide ucuz, tezgâhta pahalı, markalaştığında ise altın değerinde.

Bu bir üretim modeli olabilir ama kesinlikle bir kalkınma modeli değildir.

Dönüm Noktası: Katma Değer ve Agro-Turizm

Artık şunu net söylemek zorundayız: Köyceğiz sadece ham portakal satmak zorunda değil. Aynı ürün, aynı toprak ve aynı emekle yaratılabilecek çok büyük bir potansiyel var:

  • Soğuk sıkım portakal suyu ve mandalina reçeli
  • Narenciye kurusu ve portakal kabuğu yağı
  • Doğal kozmetik ürünleri ve aromalı sabunlar

Açık bir matematik var ortada: Ham ürün satmak ile işlenmiş ürün satmak arasında 5 ila 10 kat kazanç farkı vardır.

Üstelik Köyceğiz, aynı zamanda bir turizm ilçesi. Tarım ile turizmi birleştiren Agro-Turizm modeline geçiş yapmalıyız. Portakal Hasat Festivalleri, turistlerin bahçede kendi hasadını yapma deneyimi ve narenciye temalı yerel pazarlar... Bir turist marketten sadece portakal alır, ama bahçeden kopardığı portakalın "hikâyesini" satın alır. Bu model turizmi 12 aya yayar, üreticiyi güçlendirir ve ilçeyi sıradanlıktan çıkarır.

Artık Karar ve Eylem Zamanı

Bu bir eleştiri yazısı değil, açık bir davettir.

Üreticiye çağrımdır: Yalnız değilsiniz ama tek başınıza da ilerleyemezsiniz. "Ben kendi ürünümü satarım" mantığı kısa vadede günü kurtarır, uzun vadede kaybettirir. Birlik olmak, kooperatifleri marka mantığıyla yeniden yapılandırmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Siz ürün satmayın, marka kurun.

Gençlere ve kadınlara çağrımdır: Bu topraklar sadece emek değil, gelecek de sunuyor. Markalaşma, dijital pazarlama ve sürdürülebilirlik sizin vizyonunuzla, kadınların üretkenliğiyle büyüyecek.

Belediyeye ve yerel yöneticilere çağrımdır: Potansiyel kendi kendine kalkınmaz. Acilen Köyceğiz Kalkınma Çalıştayı düzenlenmelidir. Bu çalıştay kapalı kapılar ardında masa başında değil; sahada, üreticiyle, esnafla, gençlerle birlikte yapılmalıdır. Narenciye işleme tesisi fizibilitesi, ortak "Köyceğiz Narenciyesi" markası ve tarım-turizm entegrasyonu bu çalıştayın ana gündemi olmalıdır.

Köyceğiz ya ham ürün satıp başkasının kazancına katkı sunmaya devam edecek ya da kendi markasını oluşturup kendi ekonomisini büyütecek.

Soru artık "Yapılabilir mi?" değil.

Soru şu: "Ne zaman başlamalıyız?"

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız