Köyceğiz Haberleri Köyceğiz 2600 Yıl Önce Kuruldu, İlk Günkü Gibi Duruyor: Kaunos Kral Mezarları Zamana Meydan Okuyor

2600 Yıl Önce Kuruldu, İlk Günkü Gibi Duruyor: Kaunos Kral Mezarları Zamana Meydan Okuyor

Muğla’nın kalbinde M.Ö. 6. yüzyıla uzanan bir tarih: Kaunos (Kbid). 2600 yıldır dimdik ayakta duran bu devasa kral mezarlarının sırrı ve antik kentin büyüleyici hikayesi...

Antik Anadolu'nun Liman Devinden Kalan Miras: Kaunos'un 2600 Yıllık Sessiz Çığlığı

Muğla’nın Köyceğiz ve Ortaca sınırlarında, tarihin tozlu sayfalarından fırlamış gibi duran Kaunos Antik Kenti (Kbid), görenleri hayretler içinde bırakmaya devam ediyor. Tam 2600 yıl önce, Milattan Önce (M.Ö.) 6. yüzyılda kurulan bu görkemli şehir ve onun dünyaca ünlü Kaya Mezarları, geçen binlerce yıla rağmen ilk günkü heybetini koruyarak zamana meydan okuyor. Peki, bugün denizden kilometrelerce içeride kalan bu kentin sırrı ne? Neden mezarlar bu kadar yüksekte? İşte Kaunos’un bilinmeyen derinlikleri...

Kbid'den Kaunos'a: Bir Şehrin İsim Serüveni

Karya bölgesinin en önemli yerleşimlerinden biri olan kent, yerel dilde Kbid, Likçe'de Khbide olarak anılıyordu. Grek etkisinin artmasıyla birlikte adı Kaunos olarak tescillendi. Köyceğiz’in Çandır Mahallesi sınırlarında yer alan bu devasa yerleşke, tarih boyunca Karya ve Likya arasında stratejik bir sınır kenti olma özelliğini kullandı. Bugün Dalyan üzerinden tüm ihtişamıyla izlenen kentin temelleri, M.Ö. 9. yüzyıla kadar uzanan Proto-Geometrik izler taşısa da, asıl mimari kimliğini M.Ö. 4. yüzyılda kazandı.

Güneşi ve Rüzgarı Yöneten Mühendislerin ŞehriMuğla’nın kalbinde M.Ö. 6. yüzyıla uzanan bir tarih: Kaunos (Kbid). 2600 yıldır dimdik ayakta duran bu devasa kral mezarlarının sırrı ve antik kentin büyüleyici hikayesi...

Kaunos sadece mezarlardan ibaret değildir; o dönemin "akıllı şehri"dir. Kaunosluların bölge ekosistemini değerlendirme yeteneği bugün bile bilim insanlarını şaşırtmaktadır. Kentte bulunan rüzgar ölçüm platformu, antik çağın şehir planlama dehasını kanıtlar niteliktedir. Ünlü mimar Vitruvius’un bahsettiği gibi, şehirdeki havayı temiz tutmak için sokaklar hakim rüzgar yönüne göre bu platform sayesinde planlanmıştır. Güneşe, rüzgara ve sıcağa uyumlu yapılar inşa eden Kaunoslular, doğa mimarisinin ilk temsilcileri sayılabilir.

Tapınak Cepheli Kaya Mezarları: Gökyüzüne En Yakın Nokta

Dalyan Çayı’nın yamacında, kayalara nakış gibi işlenmiş mezarlar, kökeni Urartulara dayanan bir geleneğin temsilcisidir. Helenistik üsluptaki bu yapılar, Likya tipi mezar mimarisinin en asil örnekleridir. İnanışa göre, krallar ve önemli kişiler gökyüzüne, yani Tanrı’ya ne kadar yakın gömülürse, o kadar huzura ereceklerdi. 2600 yıldır sapasağlam duran bu mezarların içinde ölülerin yatırıldığı üç taş yatak bulunur. Kayaların nasıl bu kadar pürüzsüz oyulduğu sorusu, antik dönem mühendisliğinin hala çözülememiş gizemlerinden biridir.

Gökkuşağı Tanrıçası İris ve Kutsal Göktaşları

Kaunos’un bastığı sikkeler, şehrin ruhani dünyasına ışık tutar. Antik sikkelerin üzerinde gökkuşağı tanrıçası İris ve Baitylos adı verilen kutsal taşlar görülür. Baitylos taşları genellikle gökyüzünden düşen göktaşlarıydı ve Tanrılar tarafından gönderilmiş birer mesaj olarak kabul edilirdi. Gökkuşağı yer ile göğü birbirine bağladığı için İris, bu şehirde kutsal bir haberciydi. Kaunos, adeta "yukarıdan fiziksel bir mesaj almış" seçilmiş bir şehirdir. Karyaca yazıtlarda görülen KBID ibaresi, bu sikkelerle kentin köklü tarihini günümüze taşır.

Mitoloji ve Hüzün: Byblis'in Gözyaşları

Efsaneye göre kent, Miletos’un ikiz çocuklarından biri olan Kaunos tarafından kurulmuştur. Hikaye hüzünlüdür; Kaunos’un ikiz kız kardeşi Byblis, kardeşine aşık olur. Bu aşk karşılıksız kalınca Byblis o kadar çok ağlar ki, gözyaşlarından bugün teknelerin süzüldüğü Dalyan (Calbys) Nehri oluşur. Kaunos ise bu kederden kaçarak Karya-Likya sınırına kendi adını verdiği bu kenti kurar.

Pers İstilası ve Pasif Savunma

Tarihçi Herodot, Pers general Harpagus'un M.Ö. 546'daki istilası sırasında Kaunosluların şiddetli bir direnç gösterdiğini yazar. Ancak diğer birçok kentin aksine, Kaunoslular teslim olmayı bir "pasif savunma" stratejisiyle birleştirmiş, kendi kimliklerini ve dillerini uzun süre korumayı başarmışlardır. Hatta Pers egemenliği döneminde bile şehir büyütülmüş, devasa 3 kilometrelik sur duvarları inşa edilmiştir.

Liman Kentinden Müze Kentine

Antik çağda gemilerin yanaştığı Sülüklü Gölü, aslında büyük bir limandı. Ancak zamanla alüvyonların dolmasıyla şehir denizden uzaklaştı. Bu ekonomik çöküş, sıtma salgınları ve depremlerle birleşince şehir 15. yüzyılda tamamen terk edildi. Richard Hoskyn tarafından 1840 yılında yeniden keşfedilene kadar sessizliğe gömülen Kaunos, bugün tiyatrosu, agorası, Roma hamamları ve kubbeli Bizans bazilikasıyla ziyaretçilerini bekliyor.

Kaunos'u Nasıl Ziyaret Edersiniz?

Bu büyüleyici antik kente ulaşım hala antik ruhu koruyor. Dalyan’dan kano, sandal veya tur tekneleriyle kanalı geçerek karşı kıyıya ulaşabilir, ardından kısa bir yürüyüşle tarihin kapılarını aralayabilirsiniz. Akropolün zirvesine çıktığınızda ise karşınıza çıkan İztuzu Plajı ve Dalyan Deltası manzarası, 2600 yıllık bu yolculuğun en muazzam ödülüdür.

Köyceğiz Haber ailesi olarak, yanı başımızdaki bu dünya mirasının her taşında bir hikaye olduğunu hatırlatmak istiyoruz. 2600 yıl önce kurulan bu görkemli yapı, zamana yenilmeyen ruhuyla sadece taş değil, bir hafıza anıtıdır.

Kaunos’un Kayıp Bekçisi: Kaunos Aslanı

Kentin simgelerinden biri olan ve bugün Köyceğiz ilçe merkezinde sergilenen Kaunos Aslanı, bu antik yerleşimin sadece mezarlardan ibaret olmadığının en somut kanıtıdır. 1965 yılında Kaunos antik kentindeki kaçak kazılar sırasında gün yüzüne çıkarılan bu heybetli heykel, kentin gücünü ve koruyucu ruhunu simgeliyordu. O dönemde yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılmaya çalışılırken ele geçirilen aslan heykeli, bugün Köyceğiz’in sembolü haline gelmiş durumda.

Arkeolojik açıdan büyük öneme sahip olan bu aslan figürü, antik dönemde genellikle kent girişlerini veya kutsal alanları korumak amacıyla yerleştirilirdi. Kaunos Aslanı'nın duruşu ve işçiliği, bölgedeki heykeltıraşlık sanatının M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda ulaştığı yüksek seviyeyi göstermektedir. Kentin bir liman devinden, sessiz bir harabeye dönüştüğü yüzyıllar boyunca toprağın altında gizlenen bu aslan, bugün Köyceğiz kordonunda geçmişin ihtişamlı günlerini bizlere hatırlatmaya devam ediyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *
İlginizi Çekebilir