Gece ve Zihin: Susturamadığın Düşüncelerin Hikâyesi

YAYINLAMA:
Gece ve Zihin: Susturamadığın Düşüncelerin Hikâyesi

Uykusuzluk sadece bedeni değil, zihni de yoran bir süreç… Geceleri uyutmayan şey çoğu zaman yorgunluk değil, gün içinde bastırılan düşünceler ve ifade edilemeyen duygular. Çözüm ise sanıldığı kadar uzak değil: Yazmak.

Gece, insanın en sessiz ama en gürültülü zamanıdır. Dış dünya susar; iç dünya konuşmaya başlar. Çünkü zihni, nihayet dinlenmeye değil; hesaplaşmaya fırsat bulur.

Uyuyamamak çoğu zaman bir eksiklik değil, bir birikimin sonucudur. Gün içinde “şimdi değil” diyerek ötelediğimiz ne varsa, gece kapımızı çalar. Bir söz, bir kırgınlık, yarım kalmış bir hayal ya da belirsiz bir gelecek kaygısı… Hepsi, karanlığın içinde daha görünür, daha ağır hale gelir. İnsan, gündüz kendinden kaçabilir; ama gece, kendisiyle baş başadır.
Bu noktada yazmak, bir lüks değil; bir ihtiyaç haline gelir. Çünkü insan her zaman anlatamaz. Bazen kelimeler boğazda düğümlenir, bazen de karşısında anlayacak birini bulamaz. İşte o anlarda kalem devreye girer. Kağıt yargılamaz, söz kesmez, sıkılmaz, dinler. Hem de sabırla, sonsuz bir dikkatle.

Yazmak, zihnin yükünü dışarı taşımaktır. İçimizde dönüp duran düşünceler, kağıda döküldüğünde şekil kazanır. Belirsizlik netleşir, karmaşa sadeleşir. İnsan, yazdıkça kendini görür. Kimi zaman kendiyle yüzleşir, kimi zaman kendiyle barışır. Ve en önemlisi, yazdıktan sonra hafifler. Çünkü artık o düşünceler sadece zihnin içinde değil; dışarıdadır.
Gün içinde güçlü görünmek zorunda hisseden, duygularını saklayan, rol yapan insan; gece gerçek haliyle kalır. Bu, bazen huzur verir, bazen de rahatsız eder. 
Modern yaşamın temposu, insanı sürekli ileriye bakmaya zorlar. Ama ruh, geride kalanları da taşır. İşte uyuyamamak, çoğu zaman bu taşınan yüklerin işaretidir. Ve bu yükleri hafifletmenin en sade, en ulaşılabilir yolu yazmaktır.
Bir defterin olması, aslında bir dostunun olması gibidir. Her an ulaşabileceğin, seni yarıda bırakmayan, sana alan tanıyan bir dost. Gece yarısı aklına gelen bir düşünceyi, kalbini sıkan bir duyguyu, çözemedigin bir sorunu ona emanet edebilirsin. Ve o, seni hep dinler.
Yazmak aynı zamanda bir hazırlıktır. İnsan, içini döktükçe yeni güne yer açar. Dünü boşaltmadan yarını dolduramazsın. Bu yüzden yazan insan, aslında kendini yenileyen insandır. İnsanın geceleri uyuyamamasının nedeni çoğu zaman yorgunluk değil; anlatılmamışlık, anlaşılmamışlık ve içsel birikimdir. Ve bu durumun en sade çözümü, kalemi eline almaktır.

Deneyin. Bu gece elinize bir kalem alın ve aklınızdan geçenleri olduğu gibi yazın. Güzel cümleler kurmak zorunda değilsiniz; sadece içinizden geleni dökün. Bir defter edinin, kendinize küçük bir alan açın. Günlük tutun, yazın ve farkı görün. Zihninizin nasıl hafiflediğini, uykunun nasıl daha kolay geldiğini hissedeceksiniz. Çünkü bazen insanı en çok rahatlatan şey, anlaşılmak değil; kendini anlatabilmektir.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız