Yeni Bir Kimlik: Anne Olduğumda Ben Kim Oldum?
Geçtiğimiz günlerde bebeğim ile alışveriş yaparken tatlı bir satış danışmanı bana hiç beklemediğim bir soru yöneltti. 'Önceki sen mi? Anne olan sen mi?'
Durup bir düşünmek gerekirdi belki ama benim buna cevabım netti:
İkisi aynı kişi değil ki!
Anne olduğumuz o ilk an sadece bir bebek dünyaya gelmez, aynı zamanda yepyeni bir kadın da dünyaya gelir. Alışık olduğumuz o eski 'ben', yerini daha önce hiç tanımadığımız duygularla yoğrulan bir kimliğe bırakır. Bu geçiş süreci bazen çok büyüleyici olurken bazen de 'Ben kim oldum?' soruları ile kafamızı karıştıran bir hal alır. Kendimizi yok saydığımız, kahveyi sıcak içebiliyor olmayı lüks olarak gördüğümüz, uykusuz sabahlarda aynadaki yorgun yüze baktığımızda aslında en çok ihtiyacımız olan şey bu yeni halimize şefkatle yer açmaktır.
Mükemmeliyetçiliği Kapıda Bırak
Kendimize şefkat ile yaklaşmalıyız dediğimiz bu yolculukta karşımıza dev bir engel çıkar: Mükemmel annelik şablonu.
Sosyal medyada gördüğümüz, filtrelenmiş, hep pozitif, hem gezmeye vakit bulan hem de tüm ev işlerine yetişen, aynı zamanda bebeği ile ilgilenen; yani bunları her an eksiksiz yapabilen mükemmel anne profili sessizce içimizdeki yetersizlik hissini körükler. Oysa annelik uykusuz gecelerde, dökülen sütlerde, değişen vücutlarımızda, sebepsiz ağlamalarımızda, yani insani hallerimizde saklıdır. Mükemmel olma çabası ise bir süre sonra sadece içimizdeki şefkat duygusunu köreltir.
Peki Peri Masalına ne oldu?
Yüzyıllardır toplumsal yapının kadının omuzlarına yüklediği en süslü ama en ağır yüktür anneliğin kutsal olduğu. Hepimize o pembe hayaller anlatıldı; bebeğimizi kucağımıza aldığımız anda sihirli bir değnek değecek ve bir anda tamamlanmış olacaktık. Toplum, anneliği zamanla inşa edilen, iniş çıkışları olan bir süreç olarak değil; doğuştan gelen, içgüdüsel ve kusursuz bir varoluş hali olarak dayattı. Ama kimse, kapılar kapanıp da bebeğimiz ile baş başa kaldığımız anda hissettiğimiz 'Peki şimdi ne yapacağım?' boşluğundan bahsetmedi.
Eğer sen de bu şaşkınlık ile o büyülü hissi hemen hissetmediysen, "Bende bir sorun mu var?" diyerek kaygılarla boğuştuysan bil ki yalnız değilsin. Hissettiğin bu karmaşa ve yabancılaşma senin eksikliğinden değil; sana zorla giydirilmeye çalışılan o gerçek dışı, pürüzsüz "mükemmel anne" şablonuna sığmayı reddeden insanlığından kaynaklanıyor. Bağ kurmak zaman alır; annelik bir anda gerçekleşen bir mucize değil, ilmek ilmek örülen ve bolca hata barındıran uzun bir yoldur.
Ve Sen Canım Anne,
Kendi ihtiyaçlarını bir lüks değil, bebeğine ve kendine daha sağlıklı bağlanabilmek için bir gereklilik olarak gör. Sen sadece bir anne değilsin; gelişen, öğrenen ve her gün yeniden şekillenen, şefkati en çok kendinden hak eden bir kadınsın.
Unutma, bebeğinizin kusursuz bir süper kahramana değil, huzurlu ve kendine değer veren, kâh gülüp kâh ağlayan ama orada olan insani bir anneye ihtiyacı vardır.
