Acı Bırakan Kalbimin Komşuları: Sokaklarda Kalan Ruhlar
İstanbul’un o bitmek bilmeyen gürültüsünü geride bırakıp buraya yerleşeli beş koca yıl oldu. Geldiğimde sadece bir eve yerleşeceğimi sanıyordum; oysa ben, dilleri olmayan ama yürekleri kainat kadar geniş bir mahallenin içine düşmüştüm. İnsanlardan çok, hayvanlar oldu komşum. Selamı onlardan aldım, sevmeyi onlarla yeniden öğrendim.
Ama bu sevda, her zaman çiçekli yollardan geçmedi.
Bir Karakter, Bir Dünya, Bir Hikaye
Her birinin hikayesi başkaydı. Kimi bir yerlerden atılmış, kimi yetim kalmış, kimi ise yalnızlığın kitabını yazmıştı. Hepsiyle o görünmez bağı kurmak, onlara el uzatmak hem bir şifa hem de taşınması en ağır yüktü. Bazı geceler başımı yastığa koyduğumda, o yastığın gözyaşlarımla ıslandığını hissettim. Vicdanım ve duygularım, bu kadar çok hayatın sorumluluğunu omuzlamanın ağırlığı altında bazen ezildi, bazen dik durdu.
Kendi kendime hep o korkunç soruyu sordum: "Ben buradan gidersem onlara ne olacak?"
Mücadeleler ve Vedalar
Hiç unutamadığım anlar var. Büyük bir ırktı o... Ayağına bir şey olmuştu, basmasın diye erkenden uyanıp başında beklediğim, onu iyileştirmek için verdiğim o fiziksel ve ruhsal mücadele... İyileşti de. Ama kader bazen en beklenmedik yerden vuruyor; "gençlik hastalığı" denen o illet geldi ve onu benden koparıp aldı.
Peki ya o parvo virüsüyle savaşan can dostum? Veteriner yollarında, Emrah Bey ile verdiğimiz o büyük mücadele... Yemek yemiyordu, içim yanıyordu; ama pes etmedim, ellerimle besledim, ayağa kaldırdım. İyileştiğinde ise hayatın o en acı gerçeğiyle yüzleştim: Sahiplendirmek zorundaydım.
Susturulamayan Vicdan Sızısı
Haber beklerken gelen o sessizlik, açılmayan telefonlar... Sonra bir gün kapımın çalınmasıyla öğrendiğim o yıkıcı gerçek. On gün... Sadece on gün sürmüştü yeni hayatı. Bir araba kazası, iç kanama ve Gökova yolunda verilen o son nefes. İnsan bazen "Keşke" demekten kendini alamıyor. O pişmanlığı kalbinize gömüyorsunuz ama gömdüğünüz yer her nefes aldığınızda sızlıyor.
Hayatım boyunca duyduğum bu acı haberler, her birinin kendine has karakteri ve o masum bakışları ruhuma kazındı. Onlar benim sadece komşularım değil; hayatı, ölümü ve karşılıksız sevmeyi bana öğreten sessiz öğretmenlerim oldu.
Şimdi ne zaman birinin gözlerine baksam, hem o eski dostları görüyorum hem de bu bitmeyen sorumluluğun kutsal ağırlığını hissediyorum. Çünkü biliyorum ki; onlar için verilen her mücadele, aslında kendi insanlığımızı kurtarma çabasıdır.
SİZİ UNUTAMAM ÇOCUKLARIM..

