Kalem mi Güçlü, Silah mı?
Silah ses çıkarır. Kalem sessizdir.
Ama tarih gösteriyor ki, asıl yön veren hep sessiz olandır.
Silah bir sınırı korur.
Kalem bir milleti büyütür.
Silah caydırır.
Bilim ise çağ atlatır.
Bugün dünyaya baktığımızda bunu net görüyoruz. Almanya bir zamanlar yerle bir edilmiş bir ülkeydi.
Tankı topu değil, mühendisliği ayağa kaldırdı onu. Japonya savaşın küllerinden doğdu; gücünü ordusundan değil, teknolojisinden aldı.
Güney Kore birkaç on yılda yoksulluktan küresel teknoloji üssüne dönüştü. Hepsinin ortak noktası neydi? Eğitim. Bilim. Üretim.
Şunu unutmamak gerekir:
Silahı da yapan kalemdir.
Bir füzenin arkasında fizik vardır.
Bir uçağın arkasında mühendislik vardır.
Bir savunma sanayinin arkasında üniversite vardır.
Bilim olmadan silah olmaz.
Ama silah olmadan bilim olur.
Gerçek güç; sadece korkutabilmek değil, yön verebilmektir.
Gerçek güç; tüketmek değil, üretmektir.
Gerçek güç; ithal etmek değil, icat etmektir.
Elbette bir ülkenin savunması güçlü olmalıdır. Kimse zayıf bir orduyu savunmuyor.
Ancak sadece silaha yatırım yapan, gençlerini eğitime yönlendirmeyen, bilimi ikinci plana atan bir ülke uzun vadede güç değil bağımlılık üretir.
Çünkü silah savaş kazandırır.
Bilim ise gelecek kazandırır.
Bir ülke korkulan olmak isteyebilir.
Ama asıl mesele saygı duyulan olmaktır.
Saygı, tankla değil teknolojiyle gelir.
Topla değil üretimle gelir.
Gürültüyle değil akılla gelir.
Bugünün dünyasında en büyük savunma; güçlü ekonomi, nitelikli eğitim ve yerli teknolojidir.
Kalemi güçlü olmayanın silahı da uzun ömürlü olmaz.
Sonuç nettir:
Silah geçici üstünlük sağlar.
Bilim kalıcı güç sağlar.
Bir millet güçlü olmak istiyorsa önce aklını güçlendirecek.
Çünkü geleceği kazananlar, savaşı değil bilgiyi yönetenlerdir.
