Hayalini Kurduğumuz Hayat, Köyceğiz’de mi Saklıydı?

YAYINLAMA:
Hayalini Kurduğumuz Hayat, Köyceğiz’de mi Saklıydı?

Köyceğiz Bir Tesadüf mü, Yoksa Aradığımız Hayat mıydı?

Köyceğiz’de yaşamaya karar vermemiz, planlı bir göçten çok hayatın bize yaptığı hoş bir sürprizdi. Ege’ye duyduğum hayranlık ve yıllardır zihnimde büyüttüğüm o “sahil kasabasında yaşama” hayali, zamanla bir fikrin ötesine geçti. Aslen Bursa’lı olmama ve uzun yıllar İstanbul’da yaşamama rağmen, yönümüzü memlekete değil Ege’ye çevirmemizin nedeni oldukça netti: Köyceğiz’in büyüleyici doğası, meyve ağaçlarıyla iç içe yaşam ve denizin çağrısı. Çünkü benim için denize girmek sadece bir aktivite değil, yaşamın ta kendisi.

Büyük şehirler insana çok şey vaat eder: hız, imkân, çeşitlilik… Ama bir süre sonra aynı şehirler, fark edilmeden insanın içinden bir şeyleri eksiltmeye başlar. Betonun gri tonları arasında kaybolan doğa, yerini çoğu zaman “özlem” dediğimiz o tanıdık duyguya bırakır. İşte tam da bu noktada bazı insanlar kaçmaz; geri döner. Köyceğiz’e yerleşme hikâyemiz de biraz böyle başladı: Bir kaçıştan çok, kendimize dönüşün hikâyesi.

İstanbul gibi bir metropolde yıllarca yaşadıktan sonra Köyceğiz’e ilk geldiğim günü hâlâ çok net hatırlıyorum. İnsan bazen bir manzaraya bakar ve hiçbir şey söylemeden “tamam” der ya, işte o his. Portakal ve nar ağaçlarının altında yürürken, çocukluğumdan kalma bir sahnenin içine düşmüş gibi hissettim. Hatta itiraf edeyim; bu ağaçlarla selfie çekmek bir süre günlük rutinim haline geldi. Büyük şehirde lüks sayılan şeyin burada sıradan olması, insanın algısını kökten değiştiriyor.

Elbette bu değişim herkes için aynı hızda olmuyor. Ergenlik çağındaki kızım için bu geçiş süreci biraz daha sancılıydı. Sosyal hareketliliğin yüksek olduğu bir yaşamdan, doğanın ritmine uyum sağlamaya geçmek kolay değil. Ama yaklaşık bir yılın ardından onun da bu sakinliğin içinde kendine ait bir özgürlük alanı bulduğunu görmek, sosyolojik açıdan oldukça anlamlı. Çünkü gençler için “ait hissetmek”, mekândan çok deneyimle ilgili. Doğa, ona bu deneyimi sundu.

Küçük oğlum ise bu geçişi adeta bir “oyun seviyesi atlama” gibi yaşadı. Hayvanlar, göl, deniz, şelaleler… Onun için burası sınırsız bir keşif alanı. Bisikletle doğanın içinde kaybolmak, yüzme imkânının dört mevsime yayılması… Çocukların doğayla kurduğu bağın ne kadar hızlı ve güçlü olduğunu bir kez daha gözlemleme fırsatı buldum. Modern şehirlerin çocuklardan çaldığı şeyin yalnızca alan değil, aynı zamanda hayal gücü olduğunu fark ettim.

Köyceğiz’de mevsimler de şehirdekinden farklı yaşanıyor. Özellikle bahar… Ağaçların yeşermesi, çiçeklerin açması, havanın o “tam kararında” hali. Ne üşütür ne bunaltır. İnsan burada yürüyüş yaparken sadece hareket etmez; aynı zamanda düşünür, fark eder, hatta bazen kendine güler. Çünkü şehirde “spor” dediğimiz şeyin aslında doğada “yaşamın bir parçası” olduğunu anlarsınız.

Günlük hayatın küçük detayları ise bu deneyimi daha da derinleştiriyor. Komşudan alınan süt ve yumurta, bahçeye ekilen sebzelerin heyecanla beklenmesi… Bunlar sadece nostaljik unsurlar değil; aynı zamanda üretim-tüketim dengesinin yeniden kurulmasıdır. Bir domatesin büyümesini beklemek, sabrı yeniden öğrenmektir. Evet, markette 5 dakikada alınan şeyin aslında aylar sürdüğünü fark etmek hafif bir şok etkisi yaratabiliyor.

Ve tabii ki doğayla birlikte gelen sürprizler… Yolda karşınıza çıkan bir kaplumbağa, aniden beliren bir tavşan ya da bahçede sizi izleyen bir köstebek. Şehirde “olağanüstü” sayılacak bu anlar, burada hayatın doğal akışı. 

Köyceğiz’de yaşamak sadece bir coğrafya değişikliği değil; bir yaşam biçimi tercihi. Daha yavaş, daha sade ama bir o kadar da daha gerçek. Ancak burada altını çizmek gereken önemli bir nokta var: Doğaya kaçmak değil, doğayla uyum içinde yaşamak. Eğer doğayı gerçekten seviyorsak, onu sadece tüketilecek bir manzara olarak değil, korunması gereken bir değer olarak görmeliyiz. Aksi halde bugün hayranlıkla baktığımız portakal ağaçları, yarının “eski fotoğrafları” olmaktan öteye gidemez. Doğaya dönmek cesaret ister; ama onu koruyarak yaşamak, asıl sorumluluğumuzdur.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız