27 Şubat 2026
YAZARLAR

Köyceğiz Sözün Bittiği Yerde: İnsanlar mı Daha İnatçı, Hayvanlar mı?

YAYINLAMA:
Köyceğiz Sözün Bittiği Yerde: İnsanlar mı Daha İnatçı, Hayvanlar mı?

Hayatımızın büyük bir kısmı, bir şeyleri birilerine "anlatmaya" çalışmakla geçiyor. İş yerinde projeleri, evde sorumlulukları, arkadaş ortamında kendi doğrularımızı... Sonra akşam eve dönüyoruz; kedimiz masanın üzerindeki bardağı deviriyor, köpeğimiz yasaklı olan o koltuğa kuruluyor. Ve biz yine başlıyoruz: "Bak evladım, o bardak oraya konmaz."

​Peki, hangisine laf anlatmak daha zor? Birine bir şey anlatmaya çalışırken duvarlara mı çarpıyoruz, yoksa sadece frekanslarımız mı uyuşmuyor? Gelin, bu "iletişim çıkmazını" masaya yatıralım.

​İnsan: Seçici Algının Kalesi

​İnsanlara bir şey anlatmak zordur, çünkü insanların filtreleri vardır. Birine bir gerçeği anlatırken aslında sadece o bilgiyi değil; onun önyargılarını, egosuyla olan kavgasını, geçmişten getirdiği savunma mekanizmalarını da aşmanız gerekir.

  • Duymazlar: Aslında duyarlar, ama sadece duymak istediklerini.
  • Haklılık Arzusu: İnsan iletişiminde temel amaç çoğu zaman "anlamak" değil, "haklı çıkmaktır".
  • Görünmez Duvarlar: Eğer karşınızdaki kişi sizi dinlerken kendi vereceği cevabı hazırlıyorsa, aslında size değil, kendi iç sesine laf anlatmaya çalışıyordur.

​Hayvan: İçgüdünün Yalınlığı

​Hayvanlara "laf anlatmak" ise, daha ziyade bir frekans uyumlanmasıdır. Onlar sizin ne dediğinizden ziyade, nasıl dediğinize ve o anki enerji durumunuza bakarlar.

  • Dürüstlük: Eğer hayvan sizi anlamıyorsa, bu sizin hatanızdır ya da o an kendi içgüdüleri (açlık, uyku, oyun) çok daha baskındır.
  • Samimiyet: Size "hayır" diyorsa, bu bir fikir ayrılığı değil, bir öncelik meselesidir. Asla "seninle aynı fikirde değilim" demez, "şu an bunu yapasım yok" der.
  • Sonuç: Aslında Kimi İkna Etmeye Çalışıyoruz?
  • ​İnsanlara laf anlatmak zordur çünkü bir insanın değişime direnci vardır. Hayvanlar ise sadece oldukları gibidirler; onları değiştirmeye çalışmak, suyun akışını değiştirmeye çalışmak gibidir.
  • ​Belki de problem anlatmakta değil, kime, ne kadarını anlatacağımızda. Bir insana anlatmaya çalışırken aslında kendi doğrularımızı onaylatmaya çalışıyoruz. Bir hayvana anlatmaya çalışırken ise sadece onunla bağ kurmaya çalışıyoruz.
  • ​Belki de insanlara karşı biraz daha hayvanların yaklaşımını benimsemeliyiz: Daha az savunma, daha çok gerçeklik, daha az "ikna etme çabası" ve daha çok "anlaşılma umudu". Ama unutmayın, kedi yine de o bardağı devirecek. Çünkü o bardak orada olduğu sürece, o bir bardak değil, bir "oyuncak"tır.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *