25 Şubat 2026
YAZARLAR

Ruhumuzun Sessiz Dostları

YAYINLAMA:
Ruhumuzun Sessiz Dostları
google news

 

Ruhumuzun Sessiz Dostları: Hayvan Sembollerinin Dili

Pervin Karatay Boyraz

Dün bilinçaltımızın tıpkı Köyceğiz Gölü gibi derin ve sırlarla dolu olduğundan, o dümendeki 3 yaşındaki çocuktan bahsetmiştik. Peki, bu çocuk bizimle nasıl iletişim kurar? Kelimelerle mi? Hayır. O, resimlerle, renklerle ve en çok da hayvan sembolleriyle konuşur. Çünkü hayvanlar, insanlık tarihinin en kadim, en evrensel ve en dürüst dilidir.

Neden Hayvanlar?

Bilinçaltımız için bir hayvan sadece bir canlı değildir; o bir enerji frekansıdır. Her hayvanın doğadaki duruşu, savunma mekanizması ve karakteri, bizim iç dünyamızdaki bir duygunun karşılığıdır.

Bilinçaltı, kendini en güvenli şekilde bu semboller aracılığıyla ifade eder. Neden mi? Çünkü insanoğlu kelimelerle maske takmayı çok iyi bilir. "Çok cesurum" diyebiliriz ama bilinçaltımızda kendimizi köşeye sıkışmış bir fare gibi hissediyorsak, gerçek olan o farenin korkusudur. Kelimeler yalan söyler, semboller asla!

İçsel Dünyamızın Aynaları

Hayvan sembollerini anlamak, aslında içimizdeki çözülmeyi bekleyen o gizli düğümleri (blokajları) görmektir. Kolektif bilinçaltımızda binlerce yıldır kodlanmış olan bu arketipler, bize travmalarımızın izlerini fısıldar:

  • Aslan: Sadece güç değil, bazen de taşınan ağır sorumlulukların veya bastırılmış bir otoritenin frekansıdır.
  • Kedi: Bağımsızlık arzumuzla mı yoksa sezgilerimizle mi ilgili?
  • Yılan: Korkulacak bir figür mü, yoksa deri değiştirip iyileşmeye (şifalanmaya) hazır olduğumuzun bir müjdecisi mi?

Bu semboller, dış dünyadaki gerçek hayvanlardan bağımsız olarak, bizim o anki ruh halimizin birer aynasıdır. Bir danışanım seans sırasında kendini "kanadı kırık bir kuş" olarak görüyorsa, ona "Neden üzgünsün?" diye sormaya gerek kalmaz; ruhundaki o yaralı uçma isteğini zaten sembol bize anlatmıştır.

Blokajlardan Şifaya Geçiş

Bu dili çözdüğümüzde, sadece geçmişin travmalarını fark etmekle kalmayız; onları dönüştürme gücüne de kavuşuruz. Bilinçaltındaki o "yaralı hayvanı" şifalandırdığımızda, hayatımızdaki tıkanıklıkların da birer birer açıldığını görmeye başlarız. Çünkü içeride ne varsa, dışarıda da o vardır.

Köyceğiz’in doğasında her gün karşılaştığımız o canlılar, aslında her an bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Kendi içimizdeki "hayvanlar bahçesini" tanımaya hazır mısınız?

Yarın, bu sembollerin hayatımıza ve fiziksel sağlığımıza olan o mucizevi etkilerini, "Enerji Frekans ve Titreşim" başlığıyla daha derinlemesine inceleyeceğiz.

Kendi renginizi keşfettiğiniz bir gün olsun...

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *