Siz de Hatırı Sayılır Bir Kahve Tutkunu musunuz?
Bazı kokular vardır; daha fincan masaya gelmeden insanın ruhuna dokunur. Kahve kokusu da onlardan biridir. Mutfağın içinden usulca yayıldığında, “Ben geldim,” demez yalnızca; insanın zihninde küçük bir davet çıkarır.
“Bir kahve içelim,” cümlesi aslında çoğu zaman bir içecek teklifinden çok daha fazlasıdır. Seni görmek istiyorum. Seninle konuşmak istiyorum. Biraz hayatın telaşından uzaklaşalım demenin en sade hâlidir.
Kahve tutkunları bilir; kahvenin yalnızca tadı yoktur, bir ritüeli vardır. Fincanın sıcaklığında ve ilk yudumun verdiği huzurun içinde ince bir kültür, hatta biraz da hayat felsefesi saklıdır. Çünkü kahve, aceleye gelmez. Kahveyi hızlı içebilirsiniz ama kahvenin hakkını vermek istiyorsanız sohbeti yavaşlatmanız gerekir.
Bir fincan kahvenin etrafında insanlar birbirlerine yalnızca hikâyelerini değil, hayatlarının görünmeyen taraflarını da anlatırlar. Başarılarını, kırgınlıklarını, korkularını, umutlarını… Bazen bir dostun cümlesi, insanın kendi içinde haftalardır çözemediği bir düğümü çözer. Bazen de hiçbir çözüm gerekmez. Sadece birinin yanında oturup dinlenmek yeterlidir. Çünkü bazı sohbetler insanın yalnızca gününü değil, ruhunu da ısıtır.
Kahve soğuyabilir. Sohbet bitebilir. İnsanlar masadan kalkabilir. Ama güzel bir sohbetin insanda bıraktığı sıcaklık, fincanın sıcaklığından çok daha uzun süre kalır. Kahve belki bahanedir. Asıl mesele, hâlâ birbirimize ayıracak zamanımızın olmasıdır.