8 Mart: Bir Kutlamadan Fazlası, Bir Ruhun Uyanışı
"8 Mart: Bir Kutlamadan Fazlası, Bir Ruhun Uyanışı"
Ateşten Doğan Kadınlık: 8 Mart’ın Unutulmaması Gereken Hikâyesi
Pervin Karatay Boyraz
Bugün 8 Mart. Etrafımızda çiçekler uçuşuyor, kutlama mesajları telefonlarımızı dolduruyor. Ancak bir kadın, bir yazar ve bir şifa yolcusu olarak biliyorum ki; bir şeyi gerçekten kutlamak için, onun ruhundaki "kök hikâyeyi" bilmek gerekir. Bilinçaltımızda bir günü anlamlandırmanın yolu, o günün hangi bedellerle inşa edildiğini fark etmekten geçer.
Bugün size sadece "günümüz kutlu olsun" demiyorum; sizi New York’un dumanlı sokaklarından Anadolu’nun vefalı topraklarına uzanan bir dayanışma yolculuğuna davet ediyorum.
Küllerinden Doğan Bir Direniş: 1857 New York
Her şey bir "hayır" ile başladı. Tarih 8 Mart 1857. New York’ta bir dokuma fabrikasında çalışan 40 bin kadın işçi; günde 16 saatlik kölelik düzenine, düşük ücretlere ve haksızlığa karşı sokağa çıktı. Bu, tarihin gördüğü en büyük kadın örgütlenmelerinden biriydi.
Ancak bedeli ağır oldu. Fabrikaya kilitlenen kadınların arasında aniden alevler yükseldi. O yangında tam 129 kadın işçi yanarak can verdi. Bilinçaltı sembolizminde ateş, hem yok edici hem de dönüştürücüdür. O 129 canın ateşi, bugün tüm dünya kadınlarının yüreğinde yanan o sönmez meşaleyi tutuşturdu.
Clara Zetkin ve Kolektif Bilincin Uyanışı
Bu acı olaydan yıllar sonra, 1910 yılında Kopenhag’da bir ses yükseldi: Clara Zetkin. Kadınların emeğinin, seçme ve seçilme hakkının sadece bir hayal değil, bir zorunluluk olduğunu savundu. Onun önerisiyle 8 Mart, bir "mücadele günü" olarak kabul edildi.
O dönemde dünyanın hiçbir yerinde kadının "adı" yoktu. Seçme hakkı yoktu, meslek edinme hakkı yoktu. Ama o kadınların "Anka Kuşu" gibi küllerinden doğma arzusu, sınırları aştı. 1911’de Avrupa’da on binlerce kadın sokaklara döküldüğünde, erkekler evde çocuk bakıyor, kadınlar ise haklarının peşinde koşuyordu. Bu, eril ve dişil dengesinin dünyada ilk kez bu kadar net bir "hak arayışı" ile sarsıldığı andı.
Bugün Ne Kutluyoruz?
Sevgili kadın dostlarım ve bu mücadeleyi omuzlayan erkek kardeşlerim;
Bugün sadece bir çiçek alma günü değildir. Bugün;
- 129 kadının yanan canını onurlandırma günüdür.
- Kendi sesini bulmak için haykıran Clara Zetkin’lerin mirasıdır.
- Anadolu’nun vefakâr ruhunun zaferidir.
8 Mart, kadının hayattaki o eşsiz ve vazgeçilmez yerinin, emeğinin ve "dişil bilgeliğinin" tescillendiği gündür. İçinizdeki o üretken, şifacı ve dirençli kadına bugün bir kez daha selam verin.
Geçmişin acılarını şifaya, emeği zafere dönüştüren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.
Işığınız hiç sönmesin...
"Siz de hayatınızdaki en güçlü kadın figürünü ve ondan öğrendiğiniz en büyük dersi yorumlarda bizimle paylaşın"