Köyceğiz’de Değişim Mümkün mü?

YAYINLAMA:
Köyceğiz’de Değişim Mümkün mü?

İNSAN DEĞİŞİYOR…

Dünyaya bakışı, insana bakışı, eşyaya bakışı dönüşüyor. Bir gün fark ediyorsun ki, kalabalıkların gürültüsü içinde kendi sesini kaybetmişsin. Ve o anda, sadeleşmenin, içtenliğin, gösterişsizliğin güzelliğini keşfediyorsun.  

 

Bugün Köyceğiz’in sokaklarında dolaşırken, bu soruyu kendimize sormalıyız: Gerçek güzellik nerede saklı? Süsün ardındaki çirkinliği mi, yoksa gösterişsizliğin çerçevelediği saf güzelliği mi tercih ediyoruz? 

İnsan hayatı çoğu zaman büyük kırılmalarla değil, sessiz dönüşümlerle değişir. Bir gün uyanırsın ve hiçbir şey eskisi gibi gelmez. Aynı sokaklardan geçersin ama başka bir gözle bakarsın. Aynı insanlarla konuşursun ama artık aynı şeyleri duymak istemezsin. İşte o an, farkında olmadan büyümüşsündür.
Başta bunu kayıp sanırsın. Kalabalıklardan uzaklaşmak, kelimeleri azaltmak, bazı insanları hayatından çıkarmak… Sanki eksiliyormuşsun gibi gelir. Oysa gerçek tam tersidir: Fazlalıkları atıyorsundur. Gürültüyü azaltıp özüne yaklaşıyorsundur.
Çünkü insan bir noktadan sonra şunu anlar:
Her şeyin çoğu yük, azı ise özgürlüktür.
Eskiden uzun uzun anlatmak isterdin kendini. Şimdi birkaç kelime yeter. Eskiden sahip olduklarınla güçlü hissederdin. Şimdi vazgeçebildiklerinle…
Modern dünyanın sana öğrettiği şey hep daha fazlasıydı: daha çok eşya, daha çok insan, daha çok başarı. Ama hayatın sana fısıldadığı gerçek çok daha sade:
Azaldıkça derinleşirsin.

Bir Hikâye…

Bir adam, hayatı boyunca sırtında büyük bir çuvalla yürürdü. Çuvalın içinde taşlar vardı. Her taş, geçmişte yaşadığı bir kırgınlığı, bir pişmanlığı, bir beklentiyi temsil ediyordu. Kimisi ailesinden kalmıştı, kimisi dostlarından, kimisi de kendi kendine yükledikleriydi.

Bir gün yolu uzun bir dağa çıktı. Yürüdükçe yoruldu, nefesi kesildi. Yere oturdu ve ilk kez çuvalını açtı. İçindeki taşlara baktı. Bazıları artık hiçbir anlam ifade etmiyordu. Ama yıllardır onları taşıdığı için bırakmaya da korkuyordu.

Sonra küçük bir taşı eline aldı ve uçurumdan aşağı attı. İçinde garip bir hafiflik hissetti. Bir tane daha attı. Bir tane daha…

Her taşla birlikte sırtı hafifledi, adımları hızlandı. Dağın zirvesine ulaştığında çuval neredeyse boştu. Ve o an anladı:

Onu yoran yol değil, taşıdığı yüklerdi.

Hayat da tam olarak böyledir. Seni yoran çoğu zaman yaşadıkların değil, onları bırakmamandadır. İnsanlara, eşyalara, geçmişe, beklentilere tutundukça ağırlaşırsın. Bıraktıkça hafiflersin.

Ve sonra bir şey olur…

Artık kalabalıklar değil huzur çekmeye başlar seni. Gürültü değil sessizlik iyileştirir. Gösteriş değil sadelik büyüler.

Ve en önemlisi:

Artık başkası olmaya çalışmazsın. Kendin olmanın ne kadar yeterli olduğunu fark edersin.

İşte o an, gerçekten değişmişsindir.

Köyceğiz’de değişim mümkündür. Ama bu değişim, önce kendi içimizde başlar. 
 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız