18 MART ŞEHİTLERİ: BU VATAN UNUTANLARA DEĞİL, HATIRLAYANLARA EMANET

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
18 MART ŞEHİTLERİ: BU VATAN UNUTANLARA DEĞİL, HATIRLAYANLARA EMANET

Tarih bazen yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bazı günler vardır ki, takvim yapraklarında bir tarih olmanın ötesine geçer; bir milletin hafızasına kazınır, kalbine yerleşir. 18 Mart da işte böyle bir gün… Sadece bir zaferin adı değil, bir dirilişin, bir inancın ve en çok da bir fedakârlığın sembolüdür.

Çanakkale’nin sularında yankılanan top sesleri yalnızca bir savaşın habercisi değildi. Aynı zamanda bir milletin “buradayım” diye haykırışıydı. Dünyanın en güçlü donanmalarına karşı, imkânsızlıklar içinde verilen o mücadele; aslında insanın iradesinin, inancının ve vatan sevgisinin ne denli büyük olabileceğinin en açık kanıtıydı.

O gün cepheye gidenler sadece asker değildi. Onlar bir annenin duası, bir çocuğun umudu, bir sevdanın yarım kalmış hikâyesiydi. Kimi ardında yeni doğmuş bir bebeği bıraktı, kimi daha sevdiğine “hoşça kal” bile diyemeden yürüdü cepheye. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı: Geri dönmeyi düşünmeden, bir milletin geleceği için kendilerini feda etmeleri.

Bugün bizler, o topraklarda yankılanan sessiz çığlıkların mirasçılarıyız. Her adımımızda, her nefesimizde onların emaneti var. Belki artık top sesleri yok, belki cepheler kurulmadı; ama unutulmaması gereken bir gerçek var: O ruh hâlâ yaşıyor. Birlik olduğumuzda, inandığımızda ve sahip çıktığımızda…

18 Mart, bize sadece geçmişi hatırlatmaz. Aynı zamanda kim olduğumuzu ve neyi korumamız gerektiğini de fısıldar. Bu yüzden her yıl bu günü anarken, sadece bir zaferi değil; o zaferin arkasındaki insan hikâyelerini, gözyaşlarını ve yarım kalan hayatları da hatırlamalıyız.

Çanakkale’de toprağa düşen her bir can, aslında bu ülkenin geleceğine atılan bir imzaydı. Ve o imza, bugün hâlâ silinmeden duruyor.

Şimdi sor kendine: Bu ülke için en son neyi gerçekten önemsedin? Çünkü vatan sadece uğruna ölmekle değil, hakkını vererek yaşamakla korunur. Eğer bugün hâlâ özgürce nefes alabiliyorsak, bu bir tesadüf değil; yarım kalmış hayallerini toprağa gömenlerin emanetidir.Belki de bu yüzden, 18 Mart geldiğinde insanın boğazı düğümlenir. Çünkü bazı kahramanlıklar anlatılmaz, hissedilir. Bazı acılar tarif edilmez, sadece kalpte taşınır.

Ve biz…

Her 18 Mart’ta bir kez daha anlarız ki;

Bu topraklar kolay vatan olmadı.

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız