GERÇEK ZENGİNLİK NE: SAHİP OLMAK MI, VAZGEÇEBİLMEK Mİ?

YAYINLAMA:
GERÇEK ZENGİNLİK NE: SAHİP OLMAK MI, VAZGEÇEBİLMEK Mİ?

GERÇEK ZENGİNLİK

Modern dünyanın en büyük yanılsaması, değerin satın alınabilir olduğuna inanmamızdır. Oysa insan, en çok sahip olduğunu sandığı şeyler yüzünden yoksullaşır. Daha fazla kazanmak için zamandan vazgeçer, daha iyi yaşamak için sağlığını erteler, güçlü görünmek uğruna ruhunu susturur. Ve bir gün fark eder: Elinde kalan, aslında hiç sahip olmadıklarıdır.

“Gerçek lüksler” diye sıralanan o sade kavramlar—zaman, sağlık, iyi bir uyku, sakin bir zihin—bugünün toplumunda artık nadir bulunan ayrıcalıklara dönüşmüş durumda. Bu durum tesadüf değil; hız, tüketim ve rekabet üzerine kurulu bir düzenin doğal sonucudur. 

Sosyolojik olarak baktığımızda, bireyin kendi içsel ihtiyaçlarından koparılıp dışsal beklentilere bağımlı hale getirildiğini görürüz. Başkalarının onayına göre şekillenen hayatlar, en temel insan ihtiyaçlarını bile lüks kategorisine itmiştir.
Oysa insan, doğası gereği anlam arayan bir varlıktır. Anlam ise ne statüde ne de maddi birikimde saklıdır. Anlam; sabah huzurla uyanabilmekte, sevdiğin insanlarla göz göze konuşabilmekte, zihninin gürültüsünü susturabilmekte gizlidir. Bir başka deyişle, anlam; kendinle barışık olabilmektir.

Sağlıklı olmak, kendi sınırlarını tanımak, “hayır” diyebilmek, yavaşlayabilmek demektir. Ve bu, günümüz kültüründe cesaret ister. Çünkü toplum, sürekli daha fazlasını isteyenleri alkışlar; kendine yetebilenleri değil.
Bugün en büyük zenginlik, sahip olduklarımızın değil, vazgeçebildiklerimizin toplamıdır. Gürültüden vazgeçmek, gereksiz kalabalıklardan uzaklaşmak, sahte ilişkileri geride bırakmak… Bunlar bir kayıp değil, aksine insanın kendine dönüş yolculuğudur.
Kendin için savaşmak, kendine dönmektir. Unuttuğun ihtiyaçlarını hatırlamak, bastırdığın duygularını kabul etmek, ertelediğin hayatı yaşamaya cesaret etmektir. Çünkü hayat, sürekli ertelenebilecek bir prova değildir. Ve en acı gerçek şudur: İnsan çoğu zaman kaybetmeden kıymet bilmez.

Daha fazlasına sahip oldukça daha huzurlu olacağını sanan bir çağın içindesin; oysa belki de seni yoran, eksik olanlar değil, fazlalıkların ta kendisi. Doldurdukça ağırlaşan hayatın, aslında senden sessizce bir şey istiyor: durmanı, fark etmeni ve kendine dönmeni.
 

Son Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız